GÜMRÜK MUAYENE MEMURLARI HK. SN. BAKANA SUNULAN DİLEKÇE

15.05.2019


Derneğimiz Yönetim Kurulu adına meslek mensuplarımızın yaşadıkları sıkıntılar ile sözleşmeli muayene memurluğu uygulamasının ortaya çıkardığı olumsuz durumları ifade eden dilekçemizi Başkanımız Hakan ÜLKER Sayın Bakanımız Ruhsar PEKCAN’ a sunmuşlardır. 

      Sayın Bakanım; Gümrük Teşkilatımızın “SESSİZ KAHRAMANLARI” olarak her fırsatta sesimizi duyurmaya çalışmaktayız. Malumlarınız üzere kısa bir zaman önce kurumumuza “Sözleşmeli Personel” alımı gerçekleştirilmiştir. Genel de teşkilatımız için özelde ise “Muayene memur” alımının sakıncalarını ve şuan ki mevcut Muayene memuru sayısı göz önünde bulundurulduğunda gereksiz olduğunu izah edeceğiz.

      İlk olarak belirtmeliyim ki mevcut Muayene memurları bile mesleğini yapamamaktadır. Taşra da sayısı fazla olduğu için yönetmeliğe aykırı bir şekilde bu nitelikli personel gurubu memur olarak çalıştırılmakta ve arkadaşlarımız kamu hizmetinin devamı için ses çıkartmamaktadır. Bunu birçok bölge müdürlüğü idarecilerimizle yaptığımız görüşmelerde de defaten dile getirmiş ve ellerinde talep etmelerine rağmen memur olmadığı için mecburiyetten Muayene memuru vermek zorunda kaldıklarını ifade etmişlerdir. Stratejik plansızlık vs. sonucu ihtiyaç olmayan personeli kamuya almak böyle bir ekonomik süreçte ülkemize ve milletimize de yük değil midir? Personel yönetimini ve rotasyonu efektif kullanamayan dönemin idarecileri tarafından yönetemedikleri personel sistemini, mazeretleri vs. hangi şartlara göre atandığı belli olmayan geleceğe yönelik bir plan yapmadan sadece anı kurtarmak adına yapıldığı aşikâr olan “Sözleşmeli Muayene Memur” alımı bu sürecin sonucudur.

Muayene memurları hali hazırda yaklaşık 6 ay Bakanlık merkezinde Eğitim görmektedir. Bu eğitim sırasında 32 ayrı dersten 24 farklı yazılı sınava tabii tutulmakta, 60 baraj notu belirlenmiş ve iki kere bütünlemeye kalma hakkı mevcuttur. Burayı başarı ile tamamlayan meslektaşlarım 6 ay da Taşra da staj eğitimine tabii tutulmakta ve akabinde yine Bakanlık merkezinde 4 Temel ders üzerinden bu sefer baraj notu 70 olmak üzere yeterlilik sınavına tabii tutulmaktadır. Burayı da başarılı bir şekilde geçmesi durumunda Bakanlık merkezinde Mülakat sınavına tabii olmaktadır. Bu aşamalarının herhangi birinde başarısız olan Muayene memuru unvanını kaybederek gümrük memurluğuna geçmektedir. Başarılı olanlar ise isme havi kaşe almaya hak kazanarak Bakanlık adına Ticaret Politikası önlemlerini uygulayan Tahakkuk memuru olmaya hak kazanır. Mevcut “Muayene Memurunun” çalışma yönetmeliğinde de naklen atama yapılamayacağı sarih bir şekilde belirtilerek yapılan işin muhtevasını da bizlere aktarmaktadır. Zaman zaman kurum içinden bile 10 yıl 15 yıllık memurların, Muayene memurluğuna geçmek için bir eğitim sürecine tabi tutulduğu ve akabinde bir yeterlilik sonucu Muayene memuru yapıldığı kurumumuz kayıtlarında mevcut olmasına karşın bu uygulamayı hayata geçirenlerin niyetleri halis de olsa amacın dış ticaretimizi uçuruma sürüklemek olduğu aşikârdır.

      Alım yapılan sözleşmeli “Muayene Memurları” herhangi bir eğitime tabii tutulmadan direkt olarak sahaya sürülmüştür. Gümrüğe dair hiçbir şey bilmeyen bir kişiye eğitim almayan bir Muayene memuruna nasıl olur da Tahakkuk sorumluğu verilir? Bu hem kurumun hafızasını yok saymak hem de devlete ihanete kadar gidebilecek bir yolun başlangıcı değil midir?

     Sayın bakanım, kurumun taşrada tüm yükünü çeken sorumluluğunu alan, sizlerin her seferinde ilk şu kadar dakika da şu kadar beyanname kapanmıştır diye övünerek basına aktırdığınız işlemleri yapan meslektaşlarım büyük baskılar altında yeri geldiğinde 3-5 dk da inisiyatif alarak beyannameleri kapatmaktadır. Buna karşın sakince, başında kimse olmadan, her istediği evrakı yurt dışından bile getirtebilecek bir denetim ile 3-5 aylık incelemenin sonucunda açığa alınmalardan, ihraçlara kadar dayanan cezalar verilmektedir. 

      “Muayene Memurluğu” mesleğine doksanlı yıllarda denk olan “vergi kontrol memurluğu” önce denetmen akabinde müfettiş ve “SGK kontrol memurları” ise denetmen olmuştur. Maalesef ki kurum içi çekişmeler nedeniyle gelişmiş ülkelerde ki adı da “İnspector” (Denetmen-Teftiş) olan mesleğimiz her geçen gün daha itibarsızlaştırılmak için her şey yapılmaktadır. “Sözleşmeli Muayene Memurluğu” da bunun bir parçası olup diğer memur grupları gibi kasıtlı şekilde aynı değerlendirilip sadece oryantasyon benzeri eğitimlerle tahakkuk sorumlulukları verilmektedir.

     Sözleşmeli personel alımında tüm memur grupları ile aynı sözleşmeye imza attırılan “Muayene memurlarının” sorumluluğu ne olacaktır. Bu gençlerimize acımayanlar kurumumuza dış ticaretimize ve ülkemizin hedeflerine de mi acımamaktadır. Kanunen bu arkadaşlarımızın alacağı sorumluluk nedeniyle sehven herhangi bir olumsuzluk yaşaması sonucu ceza alsalar dahi bunu vicdanlar kabul etmeyecek ve bu cezanın esasen vicdanlarda bu işin müsebbiplerine verildiğini bileceğiz. “Muayene Memurunu” eğitime almadığınızdan dolayı ne ithalat rejimini ne tarifeyi uygulayabilecek ne de dış ticaret politikalarını. Ayrıca idari olarak da “Sözleşmeli Muayene Memurlarının” yaptığı işlerden sorumlu olunacak. Eğitim vermeden sahaya sürülüp yapılan işi idari olarak kim üstlenecek.

     Sözleşmeli Muayene Memurlarının eğitim ve yeterlilik sınavlarına tabi tutulması başta olmak üzere Gümrük teşkliatı için her türlü zorluğa göğüs geren fakat bir nevi alt-yapı olarak değerlendirilmesi hasebiyle görülmeyen teşkilatımızın “SESSİZ KAHRAMANLARI” olan meslektaşlarımızın özlük haklarının düzeltilmesini ve yaşanan bu sorunlarının çözümü için nevi şahsına münhasır olan Muayene memurluğu mesleğine has çalışma yönetmeliğinin hazırlanılmasını talep etmekteyiz.


Hakan ÜLKER
Yönetim Kurulu Başkanı