0850 780 46 63  |   info@gmmd.org.tr

Yer Üstünden Notlar

Alper Sümbül

Muayene Memuru

Muayene memurluğuna başlamadan önce, her yeni mezun genç gibi kamuda bir işim olsun düşüncesiyle meslekle ilgili derinlemesine bir araştırma yapmadan başvurmuş olsam da, forumlarda ve açık kaynaklarda muayene memurluğunun gümrük mevzuatına hakim olan ve kariyer memurluğa yakın, memur üstü bir kadro olarak nitelendirilmesi bu mesleği seçmemde etkili oldu. Mesleğe başladığım yıllarda, “muayene memurluğu kariyer meslek olacakmış, denetmenlik gelecek vs” şeklindeki söylemler biz yeni muayene memurlarını umutlandırsa da üstadlarımızın bu konuda çok da bir beklentilerinin kalmadığını görüyordum. Aradan 12 yılı aşkın süre geçtikten sonra, mesleğe yeni başlayan veya başvurmayı düşünen arkadaşların aynı söylentilerle umutlandığını görsem de, biz bu durumu artık üstadlarımız gibi karşılar hale geldik. Yani zaman geçtikçe sahada çalışan, gümrüklerin beyni olduğu söylenen ve cami- adaki herkesin de bunu kabul ettiği meslek mensuplarının bu kadar yıpranmasının önüne geçilip daha verimli bir şekilde kullanılmasının önü açılmalıdır. Yoksa yeni başlayacak olan arkadaşlarımızın da mesleğe olan heyecanı yıllar içerisinde kaybolacak ve bu şekilde devam edip gidecektir.

Genel olarak mesleğin başındaki ve sonundaki durumunu anlattıktan sonra kendi adıma ve belki de mesleğe yeni girecek arkadaşların heyecanını ve tutkusunu kaybetmemeleri adına yol haritasını çizmekte fayda görüyorum. Birkaç tane de yaşadığım olayları anlatıp yazımı sonlandıracağım;

Öncelikle mesleğin ilk yılları adaylık süreci diyebiliriz buna kavramları anlamaya çalıştığımız ve bazen de kelimelerin okunuşlarını dahi doğru telaffuz etmeyle geçirdiğimiz zamanlardır. Adaylık süresince kayıt servisinden, arşiv servisine kadar her yerde çalışmak gerektiği düşüncesindeyim. Hepsinin ayrı ayrı önemi olduğunu biliyorum. Eğitim süreci başladığında kavramları tartışmaya başladığımız, teorik olarak bazılarını anlayabildiğimiz ancak pratikte ne anlama geldiğini oturtamadığımız kelimeler, cümleler havada uçuşur. Eğitimden sonra herkes çalıştığı gümrüğe döndüğünde teorik bilgileri staj aşamasında pratik olarak uygulamaya çalışır. Asaleti alana kadar ve bir müddet daha üstadların yanında usta-çırak ilişkisi içerisinde geçirdikten sonra zamanla herkesin kendine has tarzı gelişir.

İlk yıllar geçtikten sonra artık o “yeni” tabirinin de yavaş yavaş üzerinizden kalktığı daha fazla sorumluluğa girdiğiniz veya girmek zorunda kaldığınız dönemler gelmektedir. Her şeyin detaylı şekilde incelendiği ve sorgulandığı; yeri geldiğinde bir kimyagerin temel bilgisine, yeri geldiğinde bir mühendisin teknik bilgisine, yeri geldiğinde de iş sağlığı uzmanının ana düzeyde bilgisine, hatta sanayideki ustanın temel bilgisine sahip olmayı gerektiren kariyerimizin kalfalık dönemine başlıyoruz. Dünyada binlerce farklı türde, farklı endüstri dallarına ait eşya ithal edildiği düşünüldüğünde ve her eşya için ayrı bir GTİP bilgisi gerektiğinden ihtilaflar çıkması kaçınılmazdır. Muayene memurunu özel kılan “Tarife(eşya)” olsa da farklı gümrük idarelerinde farklı mevzuatların birlikte harmanlanıp kullanılmasıyla bütüncül bir bakış açısı gelişiyor. Cari işlem sırasında verilen kararlardan, ihtilaflarda yazılan müzekkerelerden, hatta itiraz sürecinde ve mahkeme aşamasında verilen görüşlerden muayene memurluğunun önemini açık bir şekilde anlıyoruz. Nitekim birçok hadisede, hakimin doğrudan muayene memuru müzekkeresini dikkate alarak karar verdiğini görebiliyoruz.

Yukarıdaki paragrafta anlattıklarım kısa bir serüven gibi görünse de muayene memurunun piştiği, yıprandığı ve tutkulu olarak mücadele gücünün yüksek olduğu dönemlerdir. Yeri geldiğinde “bir savcı” gibi iddia makamı, yeri geldiğinde devletin ve firmaların haklarını gözeten bunu yaparken de adil olması gereken “bir hakim” gibi mevzuat uygulayıcısı pozisyonunda kalabilmektedir. İşte bu dönemlerde yaşadığım ve genç meslektaşlarımıza da örnek olacak birkaç anımı paylaşmak istiyorum;

“DEKORATİF MAHREMİYET: ÇİMÇİT”

Tecrübesiz sayılabileceğim yıllarda başıma gelen bir olaydan bahsetmek istiyorum. Bu olay beni o zamanlar oldukça etkilemişti. Çimçit diye tabir edilen çöp konteynerlerinin etrafını suni bir çim telle saran veya boş bir duvarı kapatıp dekoratif görüntü oluşturmak için kullanılan çimçit cinsi eşya yükümlü tarafından 7314.42.00.00.00 GTİP’inde beyan edilmişti ve o zamanlar ilgili GTİP’te ek vergi veya mali yükümlülük bulunmuyordu. Ben de yaptığım mevzuat araştırması sonucunda ve düşüncemi destekler mahiyette 6702 tarife pozisyonunda Türk BTB’si bulmuştum. Diğer GTİP’ten farklı olarak gözetim uygulaması ve ilave gümrük vergisi vardı. Ancak o zamanki durumda, eşya itiraz sonucu Laboratuvar’a kadar gitmiş ve 3926 pozisyonunda sınıflandırılmıştı. Daha sonra yükümlü tarafından mahkemeye gidilmiş ve en son Danıştay 6702’deki BTB’yi iptal etmişti.

Bu noktada, muayene memurluğu biraz satranç oynamaya benziyor. Hem yükümlüye karşı, hem de idareye karşı hem de sonraki aşamalarda yapılan itirazlara karşı müzekkereyi savunma adına birkaç adım sonrasını düşünüp hareket etmek gerekiyor.

“DEMONTE BİSİKLET: BUL ŞASİYİ YAP BİSİKLETİ”

Aynı özet beyan kapsamında, aynı konşimentoya ait, aynı konteyner içerisindeki eşyayı iki farklı antrepo beyannamesi ile antrepoya alan yükümlü daha sonra bunlardan içerisinde furş(çatal) ve şasinin(gövde) de olduğu aksamlara ait antrepo beyannamesi kapsamı eşyanın serbest dolaşıma giriş beyannamesini açmış, ilgili muayene memuru arkadaşımız şüphelense de o anda özet beyandan bu şekilde bir durumla karşılaşacağını anlayamayarak ithalat işlemini tamamlamıştı. Muayene kurulu ola- rak konudan haberimiz olmuş ve ertesi gün aynı yükümlünün diğer antrepo beyannamesine ait AB açıklama notlarında da belirtilen aksamlarını içeren antrepo beyannamesini tescil edip bana getirdiğinde diğer beyannamenin devamı olduğunu, yaptığım fiziki muayene ve araştırmalar sonucunda tespit etmiştim. Tek konteynerden ayrılan bu beyannamelerin toplamda 600 adet bisikleti oluşturan aksam parçalar olduğu tespiti üzerine 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve 5607 sayılı KMK uyarınca işlem tesis etmiştik.

Bu olayla muayene kurullarının iletişiminin kuvvetli olması gerektiğini ve ekip ruhuyla çalışmanın önemini bir kere daha anlamış olduk.

“HATASIZ KURUM OLMAZ”

3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar, 4191 sayılı Karar ile 29.06.2021 tarihinde değişikliğe uğramış, değişiklik ile Kararın ek8’ine göre gümrük vergisi muafiyeti sağlanmayacak eşyalar belirlenmiş ve bu eşyaların kullanılmış olması halinde YTB kapsamında ithal edilmesinin önüne geçilmiştir. Yükümlü tarafından, kullanılmış olarak beyan edilen ve mezkur Kararın ek8’inde yer alan eşya için YTB’ye satır eklenmiş ve ilgili Bakanlık tarafından gümrük vergisi muafiyeti sağlanmış ve yine Bakanlığın görüşüyle Maliye Bakanlığı KDV istisnası tanımıştı. Daha sonra yapılan şifahi görüşmeler neticesinde hatalı olarak düzenlenen söz konusu satır YTB kapsamından Bakanlık tarafından resen çıkarılmıştı. Bunun sonucunda ciddi bir vergi kaybının önüne geçilmiş oldu.

Mevzuatı düzenleyen kurumlar farklı olsa da sahada uygulayıcı olarak diğer kurumlarında hata yapabileceğini ve kontrollerimizde buna da dikkat etmemiz gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Sonuç olarak özetle, farklı durumlardan da anlaşılacağı üzere sorumluluğun ve hata payının düşük olması gereken bir meslekle ilgili meslektaşlarım adına şu soruyu sormakta beis görmüyor ve sormaktan imtina etmiyorum; “Sesimi duyan var mı?”